26 Kasım 2012 Pazartesi

merhaba

merhaba sayın blog takipçileri,

Bu güzel yepyeni sayfamı açarken yaşadığım mululuğu... diye başlayamayacağım. Kendime tek umut olarak gördüğüm yer diyebilirim. Umarım burdanda "yok efendim böyle olmaz şöyle olmaz" diyen çıkmaz rahat rahat içimizi dökerek tasarımımızıda yapar fikirlerimizide paylaşmak adına bunca deneyimi kaleme dökmüş oluruz.
Gelelim gerçeğe. Gerçek şudur; 2004 yılı mezuniyeti ve öncesinde 3 yıl bu zamana kadar ortalama 11 yıl iş tecrübesi ve ortada HİÇBİRŞEY yok. Bu zaman aralığında işte bu iş kariyerim yok burası çıraklık şurası ustalık derken şuanda evde sadece online tasarım yapabilme çabasıyla buradayım. 11 yıla kendi rakamının 2 katı kadar çalışılmış şirket, acı, üzüntü, parasızlık vs. ben kendime göre bir iş yeri bulamadım. Bu sadece benim kaderim değil birçok meslektaşımla aynı. Maalesef! Bana "ya sende problem var." Bak mimar olmuş ama bir baltaya sap olamamışa getiriyorlar resmen. Kardeşim yarama tuz basacağınıza biraz bu memleket mimarına sahip çıkamıyorsa "yuh" demeli. Nerdeee. Bende problem varmış. Haklı neden anlatmaya gelincede doğruluk abidesi kesilip "neyse iyilerde vardır. KISMET." Bu haklı nedenlere geçeyim;

* Aile kurmak,
* Çocuk dünyaya getirmek,
* İşyerinde sizin emeğinize göz dikip ayağınızı kaydıran,
* Yaşına bakmayıp yanındaki elemana başka amaçla göz diken (çok şükür Allah böylelerine fırsat verdirmedi.)
* "Yeğenim şantiye şefi olacak haydi sana güle güle,
* 15 günde saltanatı alamadığıma laf söyleyen,
gözünün üstünde kaşın var falan filan daha niceleri.

Sorarım size dürüstlük, namus, ahlak, saygı vs. varmı iş hayatında. YOK. Bazı nedenlerde aile ve çocuk gibi mecburiyet söz konusu, en garip olan bu işyerleride aradığım kriterlere uyuyordu. Diyorum ya KISMET.

Saygıdeğer blogcularım durum böyle oluncada eşimle istişare ile dedim en iyisi evimde oturup kaderimi beklerken (olur ya birgün kurumsal bir şirket cvimi görürde görüşmeye çağırır) online tasarım, bilgi paylaşımı yani kısacası içimi dökeyim şiştim yaa.

Bir başlangıç için abartılı oldu ama içimde rahatladı. Bu serzenişin ardından ufak ufak asıl amacımıza dönelim. Bu arada ben burda dünyanın en harika projesini çizmek falan gibi bir iddam yok kendi çapında olur ya beğenenler olur yada beğenmeyenler başım üstüne  hoşgeldiniz......




3 yorum:

Cigdem Tangil dedi ki...

Blogunuz hayırlı olsun. Güzel şeyler paylaşacağınızdan eminim. Ancak yazılar okumak için çok karmaşık geldi bana. Belki sadece başlıkları bu stille yazsanız da yazıları daha okunaklı bir stille yazsanız nasıl olur? Amacım sadece eleştirmek değil, yapıcı olmak. Lütfen böyle kabul edin

arch.fikriye dedi ki...

eleştirinizde haklısınız.değiştirecektim elim değmedi bir türlü.projelerimi üretimlerimi elimden geldiği kadar güzel bir şekilde yansıtmaya çalışacağım.

nurtenbegendi.blogspot.com dedi ki...

Hoşgeldin arkadaşım. Normalde insanlara kolayca sen diye hitap edemem ama blog alemi başka. Mesela 5 yıldan fazladır tanıdığım, son 3-4 yıldır da birlikte hatta dip dibe masalarda çalıştığım mesai arkadaşıma hala siz diye hitap ediyorum. Gerçi aramızda 5-6 yaş var, saygıda kusur etmek istemiyorum galiba. Ama blog aleminde tanıdığım, benden yaşça büyüklere "abla", küçüklere "arkadaşım" diye hitap ederken dibine kadar da "sen" diyebiliyorum:)) Sanırım samimi paylaşımlar resmiyeti kaldırmıyor.
Bir mesleği olup da üretememek ne zordur bilirim. Ben de 3 yıl kadar evde oturmak zorunda kalmıştım. Hikayesi uzun. İlk 1 sene muhteşemdi. bütün hobilerimi tatmin ettim:) Ama son 2 yıl, herkesin kazanamayacağı bir okulu bitirip iyi bir meslek sahibi olduğu halde, bu mesleği yapmadığı için herkesin pişirdiği pilavı pişiriyor olmak ızdırap vericiydi.
Şimdiye gelecek olursak: İşler öyle böyle değil, çok zorlaştı. "Sen eşek olursan semer vuranın çok olur" hesabı; sözde çalıştığım birimin şefiyim ama yeri geldiğinde bildiğin senin inşaatlardaki ameleler gibi çalışıyorum. Devletin işi, hiç gocunmuyorum, yine yaparım, yapacağım da. Ama mevzuat çıldırdı. Yeni hastaneler birliği zımbırtısı, mali hesaplar, falanlar, filanlar... Valla bir çeşit pilav hesabına döndü işim, yine kendi mesleğimi yapamıyorum. Evet pilav gibi vasıfsız bir iş değil bu sefer eğitimini almadığım bir konuda, mevzuatı yüklü, son derece ağır bir iş yapıyorum. Ama daha önceki evde oturup para kazanamama tecrübemden dolayı istifa da edemiyorum. Valla "evde çalışan ve para kazanan bilimum meslek gruplarını kısım kısım kıskanmıyorum" desem, büyük yalan söylemiş olurum:)) Neyse, unutmadan seni kendime ekleyeyim. Severim ben dekorasyonu, mimari çizimleri, ete kemiğe bürünmüş hallerini, detayı.